Antalya’da sinema vatandaşın ayağına gidiyor! 16 ilçede perde açılacak
Antalya’da sinema vatandaşın ayağına gidiyor! 16 ilçede perde açılacak
İçeriği Görüntüle

Aşı karşıtlığının artması ve kızamık vakalarına ilişkin tartışmalar yeniden gündeme gelirken, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı ve Antalya Tabipler Odası Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Figen Sarıgül Yıldırım, Güncel Antalya'dan Uğur Fidan'a konuştu. Aşı karşıtlığının nedenlerinden aşıların koruyucu etkisine kadar pek çok konuda değerlendirmelerde bulundu. Yaklaşık 34 yıldır enfeksiyon hastalıkları alanında çalıştığını belirten Yıldırım, yanlış bilginin yayılmasının toplum sağlığı açısından önemli bir sorun haline geldiğini söyledi.

“EĞİTİMLİ KESİMDE DE AŞI KARŞITLIĞI GÖRÜLÜYOR”

Aşı karşıtlığının nedenlerine ilişkin soruyu yanıtlayan Doç. Dr. Yıldırım, konunun yalnızca bilinçsizlik ve eğitim eksikliğiyle açıklanamayacağını belirtti. Yıldırım, bilimsel çalışmalarda eğitimli kesimlerde de aşı karşıtlığının görüldüğüne dikkat çekti. Yıldırım, “Özellikle bakıldığı zaman, bilimsel çalışmalarda halkımızın ya da dünya genelinde aşı karşıtlığının birinci sebebi bilinçsizlik, eğitimsizlik diye söylenirken çalışmalar şöyle göstermiş: Eğitimli kısmın daha fazla aşı karşıtı olduğu gösterilmiş” sözleriyle eğitimli kesimin daha çok aşı karşıtı olduğunu belirtti. İnternet çağında yanlış bilgilerin çok hızlı yayıldığını ifade eden Yıldırım, bilimsel temeli olmayan açıklamaların ailelerin kararlarını etkileyebildiğini söyledi.

Bu durumun bilgi kirliliğine dönüştüğünü belirten Yıldırım, “Yanlış bilinen bir bilim var. Artık internet çağındayız ve herkes bunları takip ediyor. Bu konuda bazı kişiler yanlış bilgi veriyor. Bu infodemi deniliyor sanırım. Bu bilgiler ışığında aileler çocuklarını aşı yaptırmak istemiyor” dedi.

2015 SONRASINA DİKKAT ÇEKTİ

Türkiye’de aşı karşıtlığının özellikle 2015 yılından sonra arttığını ifade eden Doç. Dr. Yıldırım, aynı dönemde çocuklara aşı yaptırılması konusunda ebeveynlerin kararlarına ilişkin hukuki gelişmelerin de etkili olduğunu savundu. Yıldırım, “Özellikle 2015 yılından sonra Türkiye’de aşı karşıtlığının sayısının arttığı gösterilmiş” diyerek bu dönemdeki değişime dikkat çekti.

2024 yılında yapılan bir çalışmada aşı karşıtlığına ilişkin sayının yaklaşık 100 bine ulaştığını belirten Yıldırım, bu konuda toplumun doğru ve bilimsel bilgilerle bilgilendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Ancak söz konusu sayının dayandığı araştırmanın kapsamı röportaj sırasında ayrıntılandırılmadı.

Whatsapp Image 2026 10 16 At 16.23.36 (1)

“KIZAMIK BASİT BİR ENFEKSİYON DEĞİL”

Aşı karşıtlığı tartışmalarında kızamığın öne çıktığını belirten Yıldırım, hastalığın yalnızca döküntüyle seyreden basit bir enfeksiyon olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Kızamığın zatürre, beyin iltihabı ve ilerleyen yıllarda merkezi sinir sistemini etkileyen ağır hastalıklara yol açabileceğini belirten Yıldırım; “Bilmemiz gereken bir şey var herkesin: Aşı eşittir yan etki değil, aşı eşittir komplikasyon değil. Aşı bizi bulaşıcı hastalıklardan koruyor” dedi.

Kızamığın ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten Yıldırım, ailelerin hastalığın sonuçlarını da göz önünde bulundurması gerektiğini söyledi. Yıldırım, “Kızamık kendisi birebir hastalığın kendisi zatürre yapıyor, beyin iltihabı yapıyor, ilerleyen yıllarda tedavisi olmayan, sinir sistemini tutan hastalıklara sebep olabiliyor. Basit bir enfeksiyon değil, döküntülü bir enfeksiyon değil ve bulaşıcılığı çok fazla” ifadelerini kullanarak uyardı. Yıldırım, kızamık aşısının ihmal edilmesinin çocukları ağır hastalıklarla karşı karşıya bırakabileceğini belirterek çocukluk çağı aşılarının tamamlanmasının önemine işaret etti.

“ÇEVREMİZDEKİ İNSANLARI DA RİSKE ATIYORUZ”

Aşılamanın yalnızca aşı yaptıran kişiyi ilgilendiren bir konu olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Yıldırım, bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerin de bulaşıcı hastalıklardan korunması gerektiğini söyledi. Kemoterapi gören kanser hastaları, yaşlılar ve gebelerin de hastalıkların oluşturabileceği risklerden etkilenebileceğini belirten Yıldırım, aşılanmamanın toplumsal sonuçlarına dikkat çekti. Yıldırım, konunun yalnızca bireysel bir tercih olarak değerlendirilmemesi gerektiğini anlattı. Yıldırım; “Eğer bu aşıları yaptırmazsak ve bu hastalıkları geçirirsek çevremizdeki bağışıklık sistemi baskılanmış kişileri, kanser hastalarını, yaşlı bireyleri ve gebeleri de risk altında tutuyoruz. Toplumda bir salgın oluşturuyoruz” dedi.

Aşıların olası yan etkileri ile hastalıkların yol açabileceği komplikasyonların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yıldırım, aşı yaptırmamanın da ciddi sonuçları olabileceğini söyledi. Yıldırım, “Aşı olmazsan hasta olursun, hasta olursan hastalığın getirdiği komplikasyonlar fazla olur. O komplikasyonların yanı sıra çevrende bağışıklık sistemi düşkün olan kişileri hasta edebilirsin ve onların ölümüne sebep olursun” sözleriyle aşılamanın toplumsal boyutunu vurguladı.

Whatsapp Image 2026 10 16 At 16.23.36

“90’LI YILLARDA AŞI KARŞITLIĞI DİYE BİR TERİM YOKTU”

Meslek hayatının ilk yıllarıyla günümüzü karşılaştıran Doç. Dr. Yıldırım, 1990’lı yıllarda bugünkü anlamıyla aşı karşıtlığı tartışmalarının yaygın olmadığını ifade etti. Yıldırım, geçmişte aşıların koruyucu niteliğinin daha fazla ön planda olduğunu belirtti. Yıldırım; “O zamanlar tabii ki şöyle bir şey yoktu, yani aşı karşıtlığı diye bir terim yoktu. 90’larda, 93’lerde böyle bir şey duymazdık. O zamanlar Hepatit B aşısı çıkmıştı sağlık personelleri için, hepimiz dört elle sarıldık. Yani aşılar kurtarıcı, koruyucuydu.”

Günümüzde internet üzerinden yayılan yanlış bilgilendirmelerin aşı karşıtlığını artırdığını belirten Yıldırım, bilimsel temeli olmayan iddiaların toplum üzerindeki etkisine dikkat çekti.

5F7Cb1D0D3806C2B188Ebff9

COVID-19 DÖNEMİNDE AŞI TARTIŞMALARI ARTTI

COVID-19 salgını sırasında aşı karşıtlığı tartışmalarının daha görünür hale geldiğini belirten Yıldırım, aşıların geliştirilme süresi ve yan etkileri konusunda kamuoyunda soru işaretleri oluştuğunu söyledi. Aşıların geliştirilme sürecinin normal koşullarda uzun yıllar alabildiğini, COVID-19 aşılarının ise daha kısa sürede kullanıma sunulduğunu belirten Yıldırım, bu durumun toplumda tereddütlere yol açtığını ifade etti. Yıldırım, “COVID çok kısa sürede piyasaya sürüldü. Bu sayede COVID’den ölümler azaldı. Biz pandemiyi yaşadık tüm dünya genelinde. Bu aşı olmasaydı ölümler milyonların daha fazla olacaktı” dedi.

COVID-19 aşılarıyla ilişkilendirilen kalp kası iltihabı gibi yan etkiler konusunda da konuşan Yıldırım, aşıların olası riskleriyle hastalığın kendisinin oluşturduğu risklerin karşılaştırmalı olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Bu konuda yanlış bilgilendirmelerin toplumda endişeye neden olabildiğini belirtti. Aşı karşıtlığıyla mücadelede toplumun doğru bilgilendirilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Figen Sarıgül Yıldırım, özellikle çocukluk çağı aşılarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Yıldırım, kızamık aşısının iki doz şeklinde tamamlanmasının önemine dikkat çekerek ailelerin aşı konusunda bilimsel temelli bilgilere başvurması gerektiğini ifade etti.

HABER: UĞUR FİDAN

Kaynak: GÜNCEL ANTALYA