Antalya’da dar gelirli vatandaşların konut ihtiyacını karşılaması amacıyla planlanan TOKİ projesi, bu kez siyasi açıklamalarla gündemde. Konyaaltı’nın Çakırlar bölgesinde hayata geçirilmesi planlanan 4 bin 574 konutluk proje için yapı ruhsatı işlemlerinin başladığını duyurmuştuk. Gelişmenin ardından projeye yönelik itirazlar ve siyasi tepkiler yeniden gündeme taşındı. AK Parti Konyaaltı İlçe Başkanı Yunus Günal, proje alanında yaptığı açıklamada TOKİ konutlarına karşı çıkan meslek odaları ve muhalefet temsilcilerini hedef aldı. Türkiye İşçi Partisi MYK Üyesi Yunus Başaran ile Yeni Parti Konyaaltı İlçe Başkanı Demet Gündüz’den cevap gecikmedi.
GÜNAL’DAN MUHALEFETE SERT SÖZLER
Projeye karşı çıkan kesimlerin tutumunu “ikiyüzlü” olarak nitelendiren Günal, dar gelirli vatandaşların uygun koşullarda ev sahibi olmasına neden karşı çıkıldığını sordu.
Günal, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Görüldüğü gibi afet riski olduğu iddia edilen Boğaçayı bölgesinde imar izni verilen ve inşaat yapılan birçok yer bulunmaktadır. Kendi belediyeleri tarafından Boğaçayı bölgesinde imar uygulaması yapılmış ve inşaat izinleri verilmişken, hükümetimiz tarafından yapılan TOKİ konutlarına itiraz eden siyasetçilere sormak istiyoruz; bu kadar ikiyüzlü olmayı nasıl başarıyorsunuz, dar gelirli vatandaşlarımızın uygun koşullarla ev sahibi olmasından neden rahatsız oluyorsunuz?”
Günal, Antalya’daki belediyelere yönelik eleştirilerde de bulunarak TOKİ projesine engel olunmaması gerektiğini savundu.

TİP’TEN YANIT: “İNSAN CANI RANT İÇİN RİSKE ATILAMAZ”
Günal’ın açıklamalarına Türkiye İşçi Partisi (TİP) MYK Üyesi Yunus Başaran’dan yanıt geldi. Başaran, tartışmanın yalnızca konut ihtiyacı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek Çandır Çayı çevresindeki yapılaşmanın olası afet riskleri bakımından ele alınmasını istedi.
Dere yataklarında yapılaşmanın sel tehlikesini artırabileceğini savunan Başaran, Çakırlar’daki TOKİ projesinin de bu açıdan ciddi soru işaretleri barındırdığını ifade etti.
Başaran, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Şehirlerimiz yanlış planlama ve dere yataklarındaki yapılaşma nedeniyle sel altındayken, Konyaaltı’nda yapmak istedikleri konutlar yine dere yatağında. Buraya konut yapmak bile bile ladestir. İnsan canı rant için riske atılamaz. Bilime karşı gelmeyin, bu projeden vazgeçin!”

DEMET GÜNDÜZ: “SU KAYNAKLARI TEHDİT ALTINDA”
Projeye ilişkin bir diğer açıklama da Yeni Parti Konyaaltı İlçe Başkanı Demet Gündüz’den geldi. Gündüz, Çakırlar’daki yoğun yapılaşmanın yalnızca taşkın riski bakımından değil, Antalya’nın içme suyu kaynakları ve tarım alanları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Proje alanının önemli bir içme suyu beslenim bölgesi olduğunu belirten Gündüz, özellikle karstik yapıdaki alanlarda yoğun yapılaşmanın su kaynakları açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekti.
Gündüz, konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bu bölge, Konyaaltı’nın ve Antalya’nın en hayati içme suyu kaynaklarından biridir. Proje alanı doğrudan karstik içme suyu beslenim bölgesidir. Bu alanda yapılacak yoğun yapılaşma, kirleticilerin hızla su kaynaklarına ulaşmasına neden olabilir ve kentin su geleceğini geri döndürülemez biçimde riske atabilir.”

TAŞKIN SENARYOLARI VE BİLİMSEL ANALİZ TARTIŞMASI
Çandır Çayı çevresindeki olası taşkın risklerini de gündeme getiren Gündüz, proje alanına ilişkin AFAD raporlarında Q100 ve Q500 taşkın senaryolarının bulunduğunu öne sürdü. Bu senaryoların ve bölgenin hidrolojik özelliklerinin değerlendirilmesi gerektiğini savunan Gündüz, kapsamlı bilimsel analizler yapılmadan yoğun nüfuslu bir yerleşim kurulmasının can ve mal güvenliği açısından risk yaratabileceğini söyledi.
Gündüz, “Bilimsel bir sel analizi olmadan bir dere yatağı havzasına ilçe büyüklüğünde bir nüfus yığmak, yaşanacak olası afetlerde can ve mal güvenliğini tehlikeye atmaktır” dedi.
ÇED KARARI VE HUKUKİ SÜREÇ DE GÜNDEMDE
Gündüz, projenin çevresel etkilerine ilişkin hukuki sürece de dikkat çekti. İdare mahkemesinin projeye verilen ÇED Olumlu kararını iptal ettiğini hatırlatan Gündüz, mahkeme kararında çevresel etkilerin bir bütün olarak değerlendirilmesi konusunda eksiklikler bulunduğunu savundu.
“KONUT ÜRETİMİNE KARŞI DEĞİLİZ”
Gündüz, açıklamasında dar gelirli vatandaşların konut sahibi olmasına karşı olmadıklarını özellikle vurguladı. İtirazlarının TOKİ eliyle konut üretilmesine değil, projenin konumuna ve çevresel etkilerine yönelik olduğunu belirtti.
Gündüz, “Bizler dar gelirli vatandaşlarımız için toplu konut üretilmesine veya halka barınma imkanı sağlanmasına asla karşı değiliz. Aksine, güvenli ve nitelikli barınma en temel haktır. Ancak halka konut sağlama bahanesiyle bilimin hiçe sayılmasını, doğanın katledilmesini ve vatandaşlarımıza ileride çok daha ağır bedeller ödetecek çevresel zararların görmezden gelinmesini kesinlikle reddediyoruz” ifadelerini kullandı.
Sürecin takipçisi olacaklarını da açıklayan Gündüz, bilimsel analizlerin ve çevresel etki raporlarının kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmasını istedi. Gündüz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Konyaaltı kimsenin siyasi rant veya inşaat sahası değildir. Su hakkını, yaşam hakkını ve kamu yararını sonuna kadar savunacağız. Bu kenti rant ve beton lobilerine teslim etmemek için sürecin hem sokakta hem de hukuki olarak en sert şekilde takipçisi olacağız.”
HABER: SİBEL YEŞİL





