Antalya'da iş dünyasını ve kent kamuoyunu yakından ilgilendiren Ali Bahar davasının dördüncü duruşması, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. İki yıldır devam eden yargılama sürecinde mahkeme heyeti, iki sanık hakkında farklı kararlar verdi. Tutuksuz yargılanan sanık M.S.Ç. duruşma salonunda hazır bulunurken, diğer sanık Y.C.Ç. duruşmaya Bodrum'dan SEGBİS aracılığıyla katıldı. Ali Bahar'ın eşi Şebnem Bahar, çocukları Ladin Bahar ve Ali Tibet Bahar ile taraf avukatları da duruşmayı takip etti. Mahkeme, Y.C.Ç. hakkında beraat kararı verirken, tekneyi kullanan M.S.Ç.'yi taksirle ölüme neden olma suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlaştırıldı. Y.C.Ç. hakkındaki yurt dışına çıkış yasağı da kaldırıldı.
ŞEBNEM BAHAR BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ ETTİ
Duruşmada söz alan Şebnem Bahar, dosyada bulunan bilirkişi raporunun olayın gerçekleşme biçimini açıklamakta yetersiz kaldığını savundu. Raporda Ali Bahar'ın teknenin arka bölümünden denize düştüğünün belirtildiğini hatırlatan Bahar, eşinin vücudundaki yaralanmalar ile teknenin pervanesinin dönüş yönü arasında uyumsuzluk bulunduğunu ileri sürdü.
Pervanenin Ali Bahar'ı altına çektiği yönündeki değerlendirmeye rağmen, bedeninin yaklaşık 10 metre ileriye atıldığının belirtildiğine dikkat çeken Şebnem Bahar, "Olayın oluş şekli ve bilirkişi raporu örtüşmemektedir" dedi. Karar öncesinde yeniden söz alan Bahar, eşinin kendisini savunma imkânı bulunmadığını vurgulayarak, "Rahmetli eşim aramızdan feci şekilde ayrıldı. Burada kendisini savunması söz konusu değildir. Onun yerine bizler kendisini savunuyoruz" dedi. Sanıkların ifadelerinde çelişkiler bulunduğunu öne süren Şebnem Bahar, eşinin kendiliğinden denize düştüğüne inanmadığını belirterek mahkemeden bu yönde bir karar beklediklerini dile getirdi.
ALİ BAHAR'IN ÇOCUKLARI YENİDEN BİLİRKİŞİ RAPORU İSTEDİ
Duruşmada Ali Bahar'ın çocukları Ladin Bahar ve Ali Tibet Bahar da söz alarak mevcut bilirkişi raporuna itiraz etti. Raporun eksik ve yetersiz olduğunu savunan çocuklar, olayın yeniden incelenmesini ve yeni bir bilirkişi raporu hazırlanmasını talep etti. Ali Tibet Bahar, tekneyi kullanan isimlerden biri olduğunu belirterek, teknenin gaz ve geri manevra konumlarının karıştırılma ihtimalinin araştırılması gerektiğini söyledi. Ladin Bahar ise sanıkların ifadeleri arasında tutarsızlıklar bulunduğunu savunarak, "Gerçeğin ortaya çıkartılmasını talep ediyorum. Bir evladın istediği şey budur. Diğer sanığın söylediklerinde tutarsızlıklar var" ifadelerini kullandı.
SANIKTAN SAVUNMA: "BEN SADECE KOMUTLARI YERİNE GETİRDİM"
Duruşmada savunma yapan tekne sürücüsü M.S.Ç., bilirkişi raporundaki bazı değerlendirmelere katılmadığını belirtti. Ali Bahar'ı manevra öncesinde gördüğünü savunan sanık, teknenin geri hareket ettirilmesi kararının kaptan tarafından verildiğini söyledi. Bahar'ın alkol durumunu bilmediğini öne süren M.S.Ç., "Ben Ali Bey'i net görüyorum. Yoksa manevra yapmam. Tornistan kararı birlikte alınacak bir karar değildir. Söz konusu kararı teknenin kaptanı alır. Ali Bahar kaptandır ve onun alacağı bir karardır. Bilirkişi raporunda yazana karşı çıkıyorum. Ali Bahar'ın komutunu aldım, harekete geçiyorum diye kendisini uyardım. Ali Bahar'ın bu derece alkollü olduğunu bilmiyordum. Bu düzeyde bir alkolle böyle bir harekette bulunabileceğini asla öngörmezdim" dedi.
Son sözünde ise suçlamaları kabul etmeyen sanık, "Kusurum yoktur. Ben sadece komutları yerine getirdim. Ali Bahar'ın bu kadar alkollü olduğunu bilmiyordum, kendisiyle özel bir dostluğum vardı. Rahmetlinin ailesi bunu çok iyi bilir" diyerek beraatini istedi. Diğer sanık Y.C.Ç. de SEGBİS üzerinden katıldığı duruşmada suçlamaları kabul etmediğini belirterek beraat talebinde bulundu.
ALİ BAHAR'IN ÖLÜMÜNE GİDEN OLAY NASIL YAŞANMIŞTI?
Antalya Organize Sanayi Bölgesi ve ATSO Başkanı Ali Bahar, 18 Temmuz 2024 akşamı kendisine ait "Alber" isimli tekneyle iki arkadaşıyla birlikte denize açılmıştı. Geceyi denizde geçiren üçlü, sabah saatlerinde limana dönmek için harekete geçmişti. İddiaya göre marinaya yanaştıkları sırada teknede oturmak için kullanılan ve "armut koltuk" olarak bilinen minderin denize düşmesi üzerine Ali Bahar da suya atladı. Tekneyi kullanan arkadaşı M.S.Ç.'nin manevra yaptığı sırada Bahar, motor pervanelerinin arasında kaldı.
İhbar üzerine bölgeye Sahil Güvenlik ekipleri sevk edildi. Sudan çıkarılan Ali Bahar, ambulansla Kemer'deki özel bir hastaneye kaldırıldı. Ancak ağır yaralı olarak hastaneye ulaştırılan Bahar, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Ali Bahar'ın cenazesi, ATSO'da düzenlenen törenin ardından Uncalı Mezarlığı'nda toprağa verildi.
AİLE OLGUNLAŞAN KARARA İTİRAZ EDECEK: "BİZ ADALETİN PEŞİNDE OLACAĞIZ"
Duruşmanın ardından açıklama yapan Şebnem Bahar, mahkemenin verdiği karardan dolayı üzgün olduğunu belirtti. İki yıldır yaşadıkları acıyla mücadele ettiklerini söyleyen Bahar, hukuki süreçten vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi. Şebnem Bahar, "Biz adaletin peşinde olacağız. Olay, başladığı gün bir yalanla başladı. Bugün de yine bir yalanla devam etti. Değerli eşim Ali Bahar'ın ölümünün ardından geriye kalan iki sanık bir senaryo uydurdu. Hâlâ o senaryoyla insanları kandırmaya devam ediyorlar. Tabii üzgünüm, neticenin böyle olmasını istemezdim. Biz iki senedir yaralarımızı sarmaya çalışıyoruz. Ama umudum hâlâ devam ediyor. Umarım daha iyi neticeler alacağız" dedi.
Bahar ailesinin avukatı Naim Karakaya da mahkemenin kararına karşı yasal haklarını kullanacaklarını açıkladı. Karakaya, Kemer Asliye Ceza Mahkemesi'nin olayda olası kastla öldürme ihtimali bulunduğu gerekçesiyle dosyayı Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdiğini hatırlattı. Dosyada alınan bilirkişi raporunda sanıkların anlatımlarının fizik kurallarıyla örtüşmediğine ilişkin değerlendirmeler bulunduğunu belirten Karakaya, yargılama sırasında yeniden keşif yapılmasını talep ettiklerini ifade etti.
Sanıkların olayın gerçekleşme biçimine ilişkin anlatımlarını süreç içerisinde değiştirdiklerini savunan Karakaya, ailenin beklentisinin olası kastla öldürme suçundan ceza verilmesi olduğunu söyledi. Avukat Naim Karakaya, "Biz bu karara karşı yasal haklarımızı kullanacağız. Ümit ederiz ki üst mahkemeden daha adil bir karar çıkar ve merhum Ali Bahar'ın hayat hakkına yönelmiş bu saldırıyla ilgili mücadelemizde başarıya ulaşırız" ifadelerini kullandı.




