Antalya’nın Akseki ilçesinde planlanan boksit ocağı kapasite artışı projesi, bölgedeki su kaynakları ve ekosistem üzerindeki olası etkileri nedeniyle yeniden gündeme geldi. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, hazırladığı teknik incelemeyle projenin ciddi çevresel riskler barındırdığı uyarısında bulundu. Değirmenlik Havzası’nı etkileyebilecek nitelikte olduğu belirtilen çalışmanın, yeraltı su sistemlerinde geniş ölçekli değişimlere yol açabileceği ifade edildi. Açık ocak ve patlatmalı madencilik yönteminin, karstik yapıya sahip bölgede su dengesini bozabileceği değerlendirildi. Raporda, kazı derinlikleri ve genişletilen üretim alanının, içme suyu kaynakları açısından kritik risk oluşturabileceği vurgulandı. Değirmenlik Kaynağı başta olmak üzere bölgedeki su sistemlerinin zarar görme ihtimaline dikkat çekildi.

"KABUL EDİLEBİLİR DEĞİL"
Yayımlanan basın bildirisinde “ÇED dosyasında açıkça belirtildiği üzere, sahada açık ocak yöntemiyle delme–patlatma üretim yapılması planlanmaktadır. Bu kapsamda birinci ocakta 10 metre yüksekliğinde 37 basamakla yaklaşık 375 metre derinliğe inilerek taban kotunun 950 metreye düşürülmesi, ikinci ocakta ise 13 metre yüksekliğinde 15 basamakla yaklaşık 190 metre derinliğe inilerek 1040 metre kotuna kadar kazı yapılması öngörülmektedir. Aynı sahada yapılan ölçümlerde yeraltı su seviyesinin 1147–1155 metre kotları civarında olduğu dikkate alındığında, her iki ocakta da kazıların yeraltı su seviyesinin onlarca metre altına ineceği anlaşılmaktadır. Bu durum, işletmenin sürdürülebilmesi için yoğun bir susuzlaştırmayı zorunlu kılacak ve doğal hidrojeolojik dengenin bozulmasına yol açacaktır. Bir yandan yeraltı suyuna müdahale edileceği ve sistemin değişeceği kabul edilirken, diğer yandan herhangi bir olumsuz etki olmayacağının ifade edilmesi kabul edilebilir değildir.” ifadelerine yer verildi.

"DÖNÜŞÜ MÜMKÜN OLMAYAN SONUÇLAR..."
Oda tarafından yapılan açıklama şu sözlerle sona erdi: "TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şubesi olarak beklentimiz; bu projenin mevcut haliyle ilerletilmemesi, yeniden değerlendirilmesi, karst hidrojeolojisine uygun detaylı çalışmaların yapılması ve Devlet Su İşleri tarafından koruma alanları belirlenmeden herhangi bir karar verilmemesidir. Aksi halde geri dönüşü mümkün olmayan çevresel ve toplumsal sonuçlarla karşı karşıya kalınacağı açıktır"

BASIN BÜLTENİ




