TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu, Antalya’nın simgesi haline gelen falezler ile Karaalioğlu Parkı’nda yaşanan koruma statüsü değişikliklerine ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, milyonlarca yıllık jeolojik süreçlerin sonucu oluşan traverten platoları ve falezlerin yalnızca doğal değil, aynı zamanda kamusal bir değer taşıdığı vurgulandı. Kıyıların tarih boyunca konut, ulaşım, ticaret ve turizm amacıyla yoğun şekilde kullanıldığı belirtilen açıklamada, vatandaşların kıyılardan yararlanma hakkının Anayasa’nın 43. maddesiyle güvence altına alındığı hatırlatıldı. Ancak Antalya’nın simgesel doğal yapısının, hukuki statü değişiklikleri ve artan yapılaşma baskısı nedeniyle tehdit altında olduğu ifade edildi.
Yaklaşık 17 kilometre uzunluğunda ve 30 metre yüksekliğindeki Antalya falezlerinin, sahip olduğu flora ve fauna değerleri nedeniyle “Doğal Sit Alanı” ilan edildiği ve büyük bölümünde kesin yapı yasağı bulunduğu kaydedildi. Açıklamada, Muratpaşa-Konyaaltı hattındaki falezlerin, 6 Eylül 2024 tarihli ve 32654 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 8949 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile “Kesin Korunacak Hassas Alan” statüsünden “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” seviyesine düşürülmesinin yeni yapılaşmaların önünü açtığı belirtildi. İskele, balıkçı barınağı ve asansör gibi yapıların bu süreçle gündeme geldiği ifade edildi.
Meslek odalarının açtığı dava kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda ise falezlerin jeomorfolojik olarak bir “ufalanma zonu” olduğu ve yapılacak müdahalelerin hem doğal yapıya zarar verdiği hem de güvenlik riski oluşturduğu kaydedildi. Bilimsel raporların, bölgenin Akdeniz Foku ve Mısır Meyve Yarasası için kritik yaşam alanı olduğunu ortaya koyduğu belirtildi.
KARAALİOĞLU PARKI İÇİN ENDİŞE
Açıklamada, Antalya’nın önemli kamusal alanlarından Karaalioğlu Parkı’nın da koruma statüsünde değişikliğe gidildiği ifade edildi. 8 Nisan 2026 tarihli Bakanlık Olur'u ile parkın “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” statüsüne geçirildiği belirtilerek, bunun koruma açısından yeni riskler oluşturduğu savunuldu.
Karaalioğlu Parkı ve çevresinin, jeolojik yapısı, falezler üzerindeki konumu, bitki örtüsü, fauna varlığı ve peyzaj değeri nedeniyle 1992 yılında I. ve III. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edildiği hatırlatıldı. Parkın yalnızca bir rekreasyon alanı olmadığı, aynı zamanda kentin belleğini, siluetini ve kamusal yaşamını taşıyan çok katmanlı bir miras alanı olduğu vurgulandı.
Geçmişte park için düzenlenen kentsel tasarım ve mimari proje yarışmasının, alanın Antalya açısından taşıdığı önemi ortaya koyduğu belirtilen açıklamada, yarışma sürecinde oluşan ortak kamusal yaklaşımın göz ardı edilmesinin ciddi bir çelişki yarattığı ifade edildi. Koruma statüsünün zayıflatılmasıyla birlikte parkın ticari işletmeler ve yoğun etkinlik baskısına açık hale geldiği belirtilirken, kaçak yapılar, işgaller ve eklenti binaların bölgedeki doğal yapıyı tehdit ettiği kaydedildi. Açıklamada, parkın giderek otopark görünümüne dönüştüğü ve betonlaşma yoğunluğunun arttığı ifade edildi.
Bölgede devam eden asansör inşaatlarının falezlerin morfolojik yapısına zarar verdiği belirtilirken, kıyı işgallerine karşı uygulanan “Ecrimisil” cezalarının ise işletmeler tarafından “kira bedeli” gibi değerlendirildiği savunuldu. TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu, kaçak yapıların, ticari eklentilerin ve “imar barışı” kapsamında korunan izinsiz yapıların ivedilikle tahliye edilmesi gerektiğini belirtti.
“HUKUKİ VE TOPLUMSAL MÜCADELE SÜRECEK”
Açıklamanın sonunda, falezlerdeki yapı yasağına aykırı uygulamalar ile Karaalioğlu Parkı’ndaki koruma zafiyetinin sürmesi halinde ciddi ekolojik zararların ve doğal afet risklerinin ortaya çıkabileceği ifade edildi. Kıyıların herkesin eşit kullanımına açık olduğu vurgulanırken, sahil bandı ve park alanlarının kullanımının özel işletmeler tarafından engellenemeyeceği belirtildi.
TMMOB Antalya İl Koordinasyon Kurulu, bilimsel dayanaklardan uzak olduğu belirtilen statü değişikliklerinin geri çekilmesini ve falez kıyı bandı ile Karaalioğlu Parkı’ndaki doğal dokuya aykırı tüm kaçak yapılaşmalara karşı denetimlerin artırılmasını talep etti. Açıklamada, Antalya’nın doğal, mimari ve kültürel mirasını korumaya yönelik hukuki ve toplumsal mücadelenin sürdürüleceği bildirildi.
BÜLTEN