Antalya

Başkan Karancı’dan COP31 uyarısı: “Antalya’nın sermayesi otel değil, doğasıdır”

Antalya Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Başkanı Mustafa Karancı, COP31 İklim Zirvesi’nin Antalya için yalnızca bir tanıtım organizasyonu olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Karancı, “Antalya’yı ayakta tutan sermaye beton değil; iklimi, suyu, doğası ve biyolojik çeşitliliğidir. Bu nedenle şehrin korunması artık uluslararası iklim fonlarının ortak konusu olmalıdır” dedi.

HABER: SİBEL YEŞİL

Kasım ayında düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi ile dünya diplomasisinin kalbinin Antalya’da atacağını hatırlatan Antalya JMO Başkanı Mustafa Karancı, zirvenin kente kalıcı kazanımlar sağlaması gerektiğini vurguladı. Karancı, “Dünyada Antalya kalitesinde turizm hizmeti sunabilen şehir sayısı son derece sınırlıdır. Ancak Antalya’yı özel kılan oteller değil; iklimi, su kaynakları, denizi ve eşsiz çevresel dokusudur” ifadelerini kullandı.

“İHTİYACIMIZ BİRKAÇ BİN YATAK DAHA SATMAK DEĞİL”

Birleşmiş Milletler İcra Heyeti’nin Antalya’ya gerçekleştirdiği ziyaretlerin, COP31 hazırlıklarının fiilen başladığını gösterdiğini belirten Karancı, zirvenin yalnızca konaklama gelirleri üzerinden değerlendirilmesini eleştirdi. Antalya’nın zaten yılda yaklaşık 17 milyon turist ağırlayan bir marka şehir olduğunu dile getiren Karancı, “Bizim ihtiyacımız birkaç bin yatak daha satmak değil, Antalya’nın geleceğini güvence altına almaktır” dedi.

ANTALYA İKLİM KRİZİNİN TAM MERKEZİNDE

İklim krizinin Antalya’da artık teorik bir tartışma olmadığını söyleyen Karancı, yaşanan afetlere dikkat çekti. “Eskiden günlerce yağan ve toprağı besleyen yağışlar vardı. Bugün ise bir saatlik yağmurla şehir sele teslim oluyor. Manavgat’ta tarihimizin en büyük orman yangınlarını yaşadık, göllerimiz çekiliyor, yeraltı sularımız her yıl daha derine iniyor” diyen Karancı, Antalya’nın iklim krizinin tam merkezinde yer aldığını ifade etti.

“HEDEF KONAKLAMA GELİRİ DEĞİL, İKLİM FONLARI OLMALI”

COP31’in asıl öneminin küresel iklim finansmanına erişim olduğunu vurgulayan Karancı, zirve kapsamında Yeşil İklim Fonu, Dünya Bankası ve Küresel Çevre Fonu gibi mekanizmalar üzerinden dağıtılan milyarlarca dolarlık kaynakların masada olacağını hatırlattı. Karancı, “Bizim hedefimiz otel doluluk oranları değil; bu fonlardan Antalya’nın hak ettiği payı alabilmektir” diye konuştu.

İKLİM VE AFET DİRENÇ MERKEZİ ÖNERİSİ

Karancı, Antalya’da uluslararası statüde bir “İklim ve Afet Direnç Merkezi” kurulmasının temel talepleri olduğunu belirtti. Bu merkezin kentin verilerini dijitalleştirerek bir “Dijital Kent İkizi” oluşturması gerektiğini kaydeden Karancı, “Felaket sonrası değil, felaket öncesinde riskleri öngören bilimsel bir yapı kurulmalıdır. Tarımımızı, suyumuzu ve turizmimizi ancak bu şekilde koruyabiliriz” dedi.

“MÜHENDİSLİK OLMADAN GELECEK KURULMAZ”

İklimle mücadelenin yalnızca söylemle yürütülemeyeceğini vurgulayan Karancı, mühendislik ve bilimin sürecin merkezinde olması gerektiğini ifade etti. “Bu kentin jeolojisini, zeminini ve su kaynaklarını en iyi bilen meslek gruplarından biriyiz. Mühendislerin olmadığı her plan eksik, her proje risklidir” diyen Karancı, COP31’in Antalya için bir dönüm noktası olması gerektiğini belirtti. Karancı son olarak, “Antalya sadece bir vitrin değil, afetlere karşı dirençli bir geleceğin kalesi olmalıdır. COP31 bu dönüşümün başlangıcı olsun istiyoruz” diyerek sözlerine son verdi.