MÜSİAD Antalya Şube Başkanı Yusuf Akgül, konkordato süreçlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, ekonomik etkilerin yalnızca borçlu işletmelerle sınırlı kalmadığını belirtti. Konkordato uygulamasının geçici ödeme sıkıntısı yaşayan ancak üretim kapasitesini sürdüren işletmeler için önemli bir hukuki mekanizma olduğunu ifade eden Akgül, sürecin doğru yönetilmemesi halinde tedarik zincirinde yer alan çok sayıda işletmenin nakit akışının olumsuz etkilenebileceği uyarısında bulundu.

“BİR ŞİRKETİN SORUNU ONLARCA İŞLETMEYİ ETKİLEYEBİLİYOR”
Konkordato sürecine giren bir şirketin yaşadığı mali sorunların yalnızca kendi faaliyetleriyle sınırlı kalmadığını belirten Yusuf Akgül, bu durumun üreticilerden taşeronlara, nakliyecilerden çiftçilere ve küçük esnafa kadar geniş bir kesimi etkileyebileceğini söyledi. Bir işletmeyi ayakta tutmak amacıyla başlatılan konkordato sürecinin, gerekli koruma mekanizmalarının bulunmaması halinde sağlıklı işletmelerin ödeme ve nakit dengesini de bozabileceğini ifade eden Akgül, zincirleme ekonomik risklere dikkat çekti.
KONKORDATO KARARLARINDA DİKKAT ÇEKEN ARTIŞ
Son yıllarda açıklanan konkordato verilerinin, konunun geçici bir ekonomik sorun olmaktan çıktığını gösterdiğini belirten Akgül, mahkemeler tarafından verilen geçici mühlet kararlarında önemli bir yükseliş yaşandığını kaydetti. Akgül’ün paylaştığı verilere göre geçici mühlet kararlarının sayısı 2023 yılında 519 iken, 2024’te bin 723’e, 2025 yılında ise 2 bin 817’ye yükseldi.
2026 yılının ilk yarısında geçici mühlet kararlarında bir miktar yavaşlama yaşandığını belirten Akgül, aynı dönemde verilen 827 kesin mühlet ve 145 iflas kararının, önceki yıllardan kalan dosyaların sonraki aşamalara taşındığını gösterdiğini ifade etti.
ANTALYA EKONOMİSİNDE ZİNCİRLEME ETKİ RİSKİ
Antalya ekonomisinin turizm, tarım, gıda, sanayi, inşaat, lojistik ve hizmet sektörleri arasında güçlü bir bağlantıya sahip olduğunu vurgulayan Akgül, kentte yaşanabilecek ödeme sorunlarının farklı sektörlere kısa sürede yayılabileceğini söyledi.
Bir otelin, inşaat şirketinin ya da tarım işletmesinin ödeme güçlüğü yaşamasının; gıda tedarikçilerinden çiftçilere, taşeronlardan lojistik firmalarına kadar geniş bir ekonomik çevreyi etkileyebileceğini belirten Akgül, konkordato süreçlerinin yalnızca ilgili şirket açısından değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Akgül, Antalya’daki konkordato süreçlerinin kent ekonomisindeki ödeme düzeni ve ticari güven zincirinin bir parçası olarak ele alınmasının önem taşıdığını dile getirdi.
KÜÇÜK TEDARİKÇİLER VE KOBİ’LER KORUNMALI
MÜSİAD Antalya Şubesi olarak konkordato uygulamasının tamamen kaldırılmasını doğru bulmadıklarını belirten Akgül, üretim kapasitesini koruyan işletmelerin yeniden yapılandırılmasının desteklenmesi gerektiğini söyledi. Ancak süreç boyunca küçük ölçekli tedarikçilerin ve alacaklıların da korunması gerektiğini vurgulayan Akgül, bazı çözüm önerilerini sıraladı.
Bu kapsamda konkordato sürecindeki işletmelerin küçük tedarikçilere olan güncel borçlarının belirli bir ödeme planına bağlanması, KOBİ’lere geçici işletme sermayesi desteği sağlanması ve alacak finansmanı mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Akgül ayrıca konkordato başvurularının uzmanlık esasına göre daha etkin değerlendirilmesi ve komiserlik sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
ERKEN UYARI SİSTEMİ ÖNERİSİ
İşletmelerin konkordato aşamasına gelmeden önce desteklenmesinin önemine işaret eden Akgül, erken uyarı sistemleri ile finansal danışmanlık mekanizmalarının yaygınlaştırılması gerektiğini belirtti. Bu uygulamaların, şirketlerin mali sorunlarını daha erken aşamada tespit etmesine ve konkordato başvurularının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.
KONKORDATO BAŞVURULARINDA NORMALLEŞME BEKLENTİSİ
Önümüzdeki dönemde enflasyondaki gerilemenin finansman maliyetlerine yansıması, kredi kanallarının üretim odaklı şekilde açılması ve piyasalardaki öngörülebilirliğin artması halinde konkordato başvurularında kademeli bir normalleşme yaşanabileceğini belirten Akgül, bazı risklerin ise devam ettiğini söyledi. Yüksek finansman maliyetleri ve tahsilat sorunlarının sürmesi halinde özellikle inşaat, tekstil, gıda, metal, perakende ve emek yoğun sektörlerde konkordato ve iflas riskinin devam edebileceğini ifade etti.
“ÖDEME ZİNCİRİNİN TÜM HALKALARI KORUNMALI”
Açıklamasının sonunda iş dünyasının çözüm odaklı yaklaşımını vurgulayan Yusuf Akgül, işletmeler desteklenirken çalışanların, tedarikçilerin ve alacaklıların da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Ekonomide güvenin ve ödeme düzeninin ancak tüm tarafların birlikte korunmasıyla güçlenebileceğini ifade eden Akgül, konkordato süreçlerinde daha dengeli ve kapsamlı bir yaklaşımın benimsenmesi çağrısında bulundu.




