Bugünkü Demre ilçe merkezi ve çevresinde bulunan Myra, Likya Birliği’nin altı büyük kentinden biriydi. Kent, özellikle Roma döneminde büyük bir gelişim gösterirken MS 5. yüzyılda Likya eyaletinin başkenti konumuna yükseldi. Tiyatrosu, kaya mezarları ve diğer yapıları Myra’nın dönemindeki siyasi, kültürel ve ticari önemini ortaya koyuyor. Ancak kentin kaderi sonraki yüzyıllarda değişti.

DEPREMLER, SU BASKINLARI VE ALÜVYONLAR KENTİ YUTTU

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre Myra, 7. yüzyıldan itibaren depremler, su baskınları, Demre Çayı’nın getirdiği alüvyonlar ve Arap akınları nedeniyle önemini kaybetmeye başladı. 12. yüzyıla gelindiğinde ise kent küçük bir yerleşime dönüştü. Bugün antik kentin görülebilen bölümleri arasında Roma dönemi tiyatrosu ve kaya mezarları öne çıkıyor. Fakat asıl büyük Myra’nın önemli bir bölümünün hâlâ yerin altında olduğu belirtiliyor.

Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik, Demre’nin tabanında 10 metreye ulaşan alüvyonların altında tarihi kalıntıların bulunduğunu belirterek Myra’yı “Anadolu’nun Pompeii’si” olarak tanımlıyor. Jeofizik çalışmaların ise modern Demre’nin altında geniş bir antik kent dokusuna işaret ettiği aktarılıyor.

POMPEİİ’DEN FARKI: VOLKAN DEĞİL, DOĞA GÖMDÜ

İtalya’daki Pompeii, Vezüv Yanardağı’nın patlamasının ardından kül ve volkanik malzemelerin altında kaldı. Myra’nın hikâyesi ise farklı. Burada depremler, su baskınları ve yüzyıllar boyunca biriken alüvyonlar antik kentin üzerini örttü. Bu nedenle bugün Demre’de günlük yaşamın sürdüğü bölgenin altında, geçmişte Likya’nın en önemli merkezlerinden biri olan büyük bir kentin izleri bulunuyor.

MYRA’NIN LİMANI DA BAŞLI BAŞINA BİR ANTİK KENT

Myra’nın hikâyesi yalnızca ana kentle sınırlı değil. Kentin denizle bağlantısını sağlayan Andriake Limanı, Myra’nın önemli dış liman yerleşimiydi. Bugün Çayağzı olarak bilinen bölgede bulunan Andriake; liman caddesi, agora, gemi barınakları, su yapıları ve diğer kalıntılarıyla antik dönemin liman yaşamını gözler önüne seriyor. Andriake Limanı, MS 7. yüzyıla kadar işlevini korudu. Daha sonraki süreçte ise bataklığa dönüşerek denizle bağlantısını kaybetti.

SimenaSİMENA DA BU ANTİK DÜNYANIN BİR PARÇASI

Demre ve çevresindeki tarih bununla da bitmiyor. Simena Antik Kenti, bugünkü adıyla Kaleköy, Myra-Andriake çevresindeki Likya mirasının bir başka dikkat çekici parçası. Kaş ile Demre arasında, Kekova Adası’nın karşısındaki yarımadada bulunan Simena’nın tarihi en azından MÖ 4. yüzyıla kadar uzanıyor.

Ancak Simena’nın hikâyesinde de deprem izleri bulunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kültür Portalı’na göre antik kent depremlerde zarar gördü ve kısmen sular altında kaldı. Bugün kıyıda suyun içinde merdivenler, lahitler, mendirek ve yapı kalıntıları görülebiliyor. Prof. Dr. Nevzat Çevik de Myra’yı anlatırken Myra, Andriake, Kekova, Batık Kent ve Simena’yı aynı büyük Likya turizm ve arkeoloji coğrafyasının parçaları arasında değerlendiriyor.

YERİN ALTINDA KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN DEV TARİH

Myra-Andriake kazıları 2009'dan bu yana Prof. Dr. Nevzat Çevik başkanlığında sürdürülüyor. Andriake’de çok sayıda yapı ortaya çıkarılırken, Myra’da ise asıl büyük keşfin henüz tamamlanmadığı belirtiliyor. Çevik, Demre’nin alüvyonları altında kalan Myra’nın daha büyük bölümünü ortaya çıkarmanın en büyük hayali olduğunu ifade ediyor.

Antalya’nın geleceğine dair ilk işaret 2025’te gelmiş!
Antalya’nın geleceğine dair ilk işaret 2025’te gelmiş!
İçeriği Görüntüle

Bugün Demre’de insanların yaşadığı bölgenin altında, yaklaşık 10 metre derinlikte geçmişin büyük bir kenti saklı. Myra’dan Andriake’ye, Kekova’dan Simena’ya uzanan bu coğrafya, Antalya’nın yalnızca görünen kısmında değil, toprağın ve suların altında da büyük bir Likya dünyası barındırıyor.

Muhabir: Uğur Fidan